
BELKİDE EN
GÜZELİ BUDUR
“İklimler değişti, tıpkı benim gibi. Esmer havalar konuşmamı
istemezlerdi buralarda. Anlatmak istediğim neydi sözde, bu önemliydi ama, sözde
değildi benim anlattıklarım, özde olanlar ve hep yarım, hep eksik arda
kalanlar, benden arta kalan hep bunlardı.”
Aydınlanmayı bekleyen kızıl-mor ve soğuk şafak vakitleri
seninle birlikte uyanırdım hep ama sen bilmezdin, hissetmezdin bir çocuk her
sabah acıkırdı. Hep pamuk helvalardı hayalleri ve birde sepetli bisikleti ama
herşeye rağmen o geçmişte yaşadıklarını kumdan kazdığı küçük kuyulara gömmeye
çalıştı.Her gelen dalgada mutlu sonlarını bekledi ama bir türlü yok edemedi
hayalerini. Vazgeçemediği şekerlerinden bile, ayrılabilirim dedi son uykuya
dalışlında.
O gün bu gündür o çocuk uyanmadı bir türlü uykusundan. Açmak
istemedi belkide gözlerini, dünyanın böyle tatsız, böyle acıtan duyguları
yüzünden, hep hüzünlü bir uykuda o en güzel rüyasını görmekten usanmaz bir
halde ne gerçekler geçmişti üstünden, ne aşklar, ne yalnızlıklar geçmişti. Üstü
başı kan içinde kalmıştı duygularından yana. Bildiklerini hep unuttuğunu idda
etti ve kendini son bir kez de olsa kandırabilmek adına, adının önünde durdu
duygu yarlarından düşsün diye ama bu sefer olmadı, olmadı işte. Kendine
söyleyecek bir yalanı kalmadığı yüzüne bir tokat gibi çarpmıştı, gözleri doldu
birden, böyle zamanlarda aklına hep çocukluğu gelirdi. Son oyuncaklarını bir
eskicinin aldığı ve arkasından elma şekeriyle koştuğu ağlamaklı yüzünün hali
aklına gelirdi.
Kızıl ve mor gökyüzüne
her akşam el sallardı kimse görmeden, o da bilmezdi neden ama bu bir sevgi
gösterisiydi belkide kendine pek de acımasız davranmayan hayata karşı, belkide
yalnızlığınaydı bu el sallayış ve her seferinde gözlerindeki yaşların önüne bir
set bulamazdı ne yaptıysa.
“Büyütebilmeyi isterdim içimdeki küçüklüğümü, ama ne yaptımsa
olmadı işte.Belkide böylesi daha iyiydi, görebildiğim ama diğer tarafına
geçemediğim o şeffaf perdenin ardında kalmamdı. Belkide en güzeli budur.”
Tayfun
ÇEVİK
21.05.2007
/ K.Çekmece